Plörezi nedir?

Plörezi bir tıp terimidir. Diğer adı "Plevral efüzyon" dur. Bu konuda Plörezi olarak bahsedilecektir. Halk arasında "zatülcenp" adıylada bilinir.

Plörezi acil servislerde sıklıkla karşılaşılabilen patolojik bir durumdur. Plevral aralıkta patolojik düzeyde hertürlü sıvı birikimine plörezi denir. Bununla birlikte sıvının vasfına göre özel isimler alır

Solunum fonksiyonlarını bozacak düzeydeki efüzyonlarda acil müdahale şarttır.

Plörezi nasıl oluşur?

Benign ve malign hastalıklar neticesinde plevral boşlukta sıvı salınım-emilimdengesinin bozulması sonucu oluşur.

Plörezi türleri

1. Hemotoraks: Plevral aralıkta kan birikmesidir. Hemotoraksgenellikle travma sonucunda meydana gelmekle birlikte spontanhemotoraks da gelişebilir.

2. Şilotoraks: Plevral aralıkta lenfatik şilöz sıvı birikimidir. Konjenitalveya travmatik olabilir. Günümüzde ise daha çok cerrahi uygulamalarabağlı komplikasyon olarak ortaya çıkar.

Az rastlanan plörezi nedenleri

1. Dressler Sendromu

2. Cerrahi Girişimler Sonrası

3. Meigs Sendromu

4. Endometriosis

5. Over Hiperstimülasyon Sendromu

6. Ekstramedullar Hematopoez

7. Yellow Nail Sendromu (Sarı Tırnak Hastalığı)

Plörezi belirtileri

1. Ağrı: Hastalığın ilk belirtisi göğüs duvarının tek bir noktasında duyulan ağrıdır.

2. Öksürük: Plörezili hastalarda kuru bir öksürük de hemen her zaman vardır.

3. Nefes darlığı: Akciğer zarları arasında biriken sıvının miktarına bağlı olarak nefes darlığı da vardır.

4. Ateş: Ateş çok farklı biçimlerde gelişebilir. Genellikle 38°C-39°C ye kadar yükselir; özellikle hastalığın başlangıcında belirgindir ve gün boyu yüksek kalır.

5. Zar sürtünmesi: Akciğer zan sürtünmesi hastalığın ana belirtisidir. Sürtünme sesinin şiddeti akciğer zarı katmanlarında iltihabın yaygınlığına bağlı olarak değişir. Oğuşturulan taze kösele sesine, karda yürürken çıkan sese ya da birbirine sürtülen saç tellerinin çıkardığı sese benzeyen bu ses, artık pürtüklü bir yapısı olan akciğer zarı katmanlarının birbirine sürtünmesinden doğar.

6. Titreme

Plöreziye neden olan akciğer dışı hastalıklar

1. Kalp yetersizliği,

2. Böbrek yetersizliği, üremi,

3. Karın zarında batın içerisindeki hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan sıvının diyaframdan plevra boşluğuna kaçması,

4. Troid hastalıkları,

5. Akciğer dışı kanserlerin plevra ve akciğere metastazları (meme, over Ca gibi),

6. Yemek borusu kanserlerinin plevraya yayılması,

7. Lenfomalarda göğüs içi lenf bezlerine ya da doğrudan plevraya yayılma,

8. Kardiak by-pass operasyonları sonrası,

9. Kalp enfarktüsü sonrası,

10. Yemek borusunda yırtılma olması,

11. Karaciğer sirozu,

12. Romatoid artrit, Sistemik Lupus eritematosus gibi konnektif doku hastalıkları,

13. Ailevi akdeniz ateşi,

14. Bazı ilaçların kullanılması,

15. Göğüse radyoterapi uygulanması,

Plörezi tanısında kullanılan yöntemler

1. Görüntüleme yöntemleri

2. Torasentez

3. Kapalı plevra biyopsisi

4. Açık plevra biyopsisi ve Torakoskopi

Plörezi tedavisi

Plörezin tedavisi altta yatan etiyolojiye göre belirlenir. Benign efüzyonlar çoğunlukla sistemik hastalıklara ikincil geliştiği için tedavi birincil etiyolojiye yöneliktir. Konjestif kalp yetmezliğinde, kalp kasılabilirliğinin artırılması veya diüretik kullanımı tedavinin esas noktasıdır. Sıvı miktarı nefes darlığına yol açacak kadar fazla ise torasentez ile boşaltılabilir. Parapnömonik efüzyonlarda antibiyotik tedavisi uygulanmal ıve ampiyem durumunda drenaj düşünülmelidir. Efüzyon tedavisinde genel prensip; transuda vasfındaki efüzyonlarda, eğer tıbbi tedaviye yeterli yanıt alınamaz ve efüzyon semptomatik ise; torakostomiile drenaj değerlendirilmeli ve takiben plörodez düşünülmelidir. Malign plevral efüzyon durumunda ise sadece torasentez veya toraks tüpü drenaj ile tedavi mümkün değildir. Plörezi çoğunlukla kısa süre içinde tekrarlar. Tüp torakostomi ile drenaj veplörodez veya diğer palyatif yöntemlerin tercih edilmesi gerekmektedir. Torasentez, diğer yöntemlerin kullanılmadığı, kısa yaşam beklentisi olan malign efüzyon hastalarında tercih edilecek yöntemdir.Plörodezis yapılamayan hastalarda işlem tekrarlanabilir. Anca kterapötik torasentez ile çok fazla sıvı boşaltılması ile protein kaybı gerçekleşir. Buna bağlı olarak sadece dispne yakınması olan olgularda tek seferde çok miktarda sıvı drenajı yapılmalıdır. Dispnesi olmayanancak mediastinal şifti mevcut hastalarda ise az miktarda ve seritorasentezler ile drenaj tercih edilmelidir.